BARIÅžA ÇAÄžRI
Ülkemizde son günlerde yeniden alevlenen çatışmalarda ÅŸehit sayısının artmasından dolayı hepimiz derin üzüntü yaÅŸamaktayız. Hayatını yitiren ÅŸehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına baÅŸsaÄŸlığı ve yaralılarımıza da acil ÅŸifalar diliyor ve ÅŸiddetti nereden ve kimden gelirse gelsin kınadığımızı belirtmek istiyoruz. Bize göre ülkemizin her bakımdan en can alıcı sorunu Kürt Sorunudur. Bu kanayan yaramızda ölen de, öldüren de, Türkiye Cumhuriyeti'nin kimliÄŸini taşıyan yurttaÅŸlarımızdır. Akan kan, bu ülkenin kanıdır. Yanan can, bu ülkenin canıdır
Türkiye, bugüne kadar bu kardeÅŸler arası sorun yüzünden çok acılar çekmiÅŸtir.Bu nedenle bu kanı artık durdurmak ve Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Yurtta Sulh” ilkesine de dayanarak; önce ülkemize iç barışı daha fazla gecikmeden getirmek sonra da ateÅŸ çemberine dönen yakın coÄŸrafyamızda akıl dolu bir stratejiyle barışa dönük bir pozisyon alarak “Cihan da Sulh” a katkı saÄŸlamalıyız
Bu sorun da kim haklı kim haksız diye soracak olursak da ; Bu konuda Anadoluya bakmak gerekir. Çünkü Anadolu, geniÅŸ bir coÄŸrafyada farklı kültürlere ev sahipliÄŸi yapan geniÅŸ bir ailedir.Bir ailede, kardeÅŸler birbirine düÅŸmüÅŸ, birbirlerini hançerlemiÅŸ, burada kimin haklı kimin haksız olduÄŸu tartışması tek başına iÅŸi çözer mi? Ya da bu eksen üzerindeki yaklaşımlarla bu iÅŸ 30 yıldır çözülebildi mi? Bu sorun nedeniyle ölen her genç, halkımıza ortak bir acı yaÅŸatmakta ve iki toplumu birbirine düÅŸman etmeye devam etmektedir ki bu tam da hepimizi üzen bir husustur.Åžiddetin durması için tüm Türkiye’nin barışa hasret olduÄŸu ve umutlandığı bir dönemde yaÅŸanan bu acı umut ediyoruz ki,bir takım provokasyonlara ve sürecin tıkanmasına neden olmayacak; Hükümet inadına Demokratik Açılıma sahip çıkacak ve bunu cesaretle yaÅŸama aktaracaktır.
Elbette akan kanı durdurmak elzemdir. Ancak, bunun için önce kavgayı durdurmak gerekir.... Sorun ancak siyasi yöntemlerle ve ortak akıl ve hoÅŸ görülü bir yaklaşımla uzlaşılarak çözülebilirBarış, ancak Demokratik bir Anayasa ve DemokratikleÅŸen bir Cumhuriyetin olduÄŸu bir ortamda saÄŸlanabilir. Bunun için önce sorunun adını doÄŸru koymak, teÅŸhis de birleÅŸmek gerekir ki tedavi için uygun demokratik çözümler üretebilelim. Ortaya çıkan çözüm iradesi ile de alınacak kararlar cesurca uygulamaya sokularak Türkiye’nin gündeminden bu sorun ilelebet çıkarılmalıdır.
Zengin, huzurlu ve tüm unsurların kardeÅŸçe yaÅŸadığı bir Türkiye hepimizin özlemi olduÄŸuna göre Basında bu konuda sorumlu davranmalı ve savaÅŸ çığırtkanlığı yapan beyanatlara mesafeli durmalıdır.
Çünkü bu sorun, birilerinin siyasal çıkar ve beklentilerinden daha önemlidir. Bu konuda ülke çıkarları parti çıkarlarının önüne alınmalı ve tarihe karşı sorumluluk duygusuyla hareket edilmelidir. BaÅŸta BDP ve MHP olmak üzere Hükümet üyeleri dahil tüm siyasi partiler ve STK ‘ları ve bu ülkede yaÅŸayan her kesin bu konuda sakin bir söylem geliÅŸtirerek ve bu sorunun barışçı çözümü için fikri ve fiili katkı koyarak beyanlarında bölücü deÄŸil sakin ve birleÅŸtirici bir üslup kullanması gereklidir. Barış ve Demokrasi Partisi de adına uygun davranarak ; TBMM zemininde kendisine sunulan bu temsil hakkını etkin bir ÅŸekilde kullanmalı ve mücadelesine Meclisimizin demokratik platformunda siyasal zeminde diyalog saÄŸlayarak ve sorumluluk bilinciyle devam etmelidir. DiÄŸer Sivil Toplum KuruluÅŸları da bu konuda barışa çaÄŸrı yapmalı ve bu sorunun askeri ya da polisiye yöntemlerle çözülmesinin mümkün olamayacağını, her hangi bir taraftan ölen bir gencin iki toplumun ailelerinin kan davası gibi bir düÅŸmanlığı körüklediÄŸinin farkına varmalıdırlar Türkiyemizin demokratikleÅŸmeden zenginleÅŸemeyeceÄŸi aÅŸikardır O halde bu sorunu uzlaÅŸmacı bir yaklaşımla ve barış noktasında çözerek yoluna devam edilmelidir. Åžimdi tam da böyle bir yol ayırımındayız Bizim Anadolu geleneÄŸinde ÅŸehitlik kutsal ve en üst bir mertebedirÅžimdi, her iki tarafta bu kardeÅŸ kavgasında hayatını kaybeden evlatlarımızı doÄŸal olarak ÅŸehit mertebesine yükseltmektedirler. Bu, belki manevi anlamda acımızı hafifleten ve ölümlere bir deÄŸer katan manevi bir tavırdır ancak artık bu dökülen kardeÅŸ kanına dur demek gerekmektedir. Belki 20 li yaÅŸlarda, hayatının baharında vefat eden bu evlatlarımız ailelerine ve ülkemize deÄŸer katacak bir çok buluÅŸun sahibi olacaklardı ancak ÅŸimdi yoklar aramızda. KaybettiÄŸimiz 40 bini aÅŸkın gencimizin ülkemizde yarattığı kaybın da insan kaynakları yönünden bir muhasebesinin yapılması da gerekmektedir elbetteHepimizin bu dönemde empati yapmayı deneyerek birbirlerimizin duygu ve düÅŸüncelerini anlamaya çalışmaya mecburuz SavaÅŸtan bıkan ve artık mutlaka barış ve huzur bekleyen halkın iradesine saygı duyularak gerekli demokratik çözüm ortamı yaratılmalı ve birlik beraberlikle barış için diyalog ortamı yaratılmalı, tansiyon düÅŸürülmelidir.
Bizce ÅŸimdi tam da barışın güzel ve huzurlu yollarını örmenin zamanıdır. SavaÅŸ heveslilerinin ve gençlerimizi ölüme gönderenlerin oyunlarının bozulması gereken zamandır.
Çünkü “ Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur” Çünkü, güçlü bir Türkiye ;Kürtlerin ,Türklerinve bu coÄŸrafya da yaÅŸayan her kesin yararınadır.“Hepimiz ırkçı tutum deÄŸil insanı tutum sergilemeliyiz” ve unutmamalıyız ki “hiçbir ırk üstün deÄŸildir, üstün ve yüce olan tek ırk, insanlıktır.” Barış dolu günlere ulaÅŸmak ve enerjimizi yeni teknolojilere, buluÅŸlara yöneltmek refah içinde ve kardeÅŸçe birlikte yaÅŸayan; huzurlu bir toplum düzeyine ulaÅŸmak için her iki tarafı da bu aile kavgasına son vermeye ve yüreklere sevgi tohumları ekmeye davet ediyoruz.






